Kuzey Ormanları Savunması’nın çağrısıyla İğneada’da buluşan yaşam savunucuları, bütün engellemelere rağmen Longoz Ormanları’nın enerji projeleriyle talan edilmesine karşı iki günlük kamp düzenledi.
Kuzey Ormanları’nın en batısında yer alan İğneada’da Kuzey Ormanları Savunması’nın çağrısıyla 5-6 Temmuz’da kamp yapıldı. Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait olan kamp yerinin AKP tarafından yaşam savunucularına yasaklanmasına rağmen İğneada’ya giden 300 kişi yağmaya ve talana karşı “Kuzey ormanlarını yedirtmeyiz” dedi.
Taş ocağı, maden ocağı, HES, termik santral, nükleer santral, çimento fabrikaları, nehirlere akan zehirli atıklar, delik deşik edilen ormanlar, kuruyan yaşam kaynakları ve bütün bu tehlikelere karşı direnen İğneada Subasar Ormanları ve longozlar için bir araya gelen yüzlerce kişi kampın ilk gününde İğneada’da bir basın açıklaması yaparak enerji projelerinin doğayı yok etmesine dur dedi.
Ne nükleer ne termik, yedirmeyiz ey Tayyip
İstanbul’dan, Tekirdağ Saray’dan, Edirne’den gelen yaşam savunucuları iki günlük eylem-kamp programı için 5 Haziran Cumartesi Demirköy’de buluşarak İğneada’ya geçti ve İğneadalılarla buluştu.
İğneada Meydanı’nda “ne nükleer ne termik, yedirmeyiz ey Tayyip”, “termik santral istemiyoruz” ve “abe siz ayırdır, orman kesmeler falan” pankartları ile ormanların, tarım alanlarının yok edilmesine karşı eylem yapıldı. “Cenette nükleer istemiyoruz”, “diren Trakya, Çernobil’i unutma”, “nükleer, termik hesap sormaya geldik”, “diren Longoz, diren Trakya” sloganlarının atıldığı yürüyüşe, İğneadalılar büyük destek verdi.
Eylemde basın açıklamasını okuyan Erdal Babaoğlu, Trakya’da katledilen doğal zenginlikler ve İstanbul’daki yeşil alan ve kıyıların, 3. Köprü, 3. Havalimanı, yüzlerce doğa düşmanı beton projeyle yok edilmesi tehlikesiyle bütün Marmara’nın rant uğruna tarihin en büyük kıyımını yaşadığını belirtti. Erol Babaoğlu “Gel longozun, balıkların, kuşların ve çocukların aşkına; rantçı bezirganlara inat Trakya’yı, İstanbul’u, Sapanca’yı, Marmara’yı, hepimizin anası kuzey ormanlarını ve yaşamı hep birlikte savunalım.” dedi.
Eylemde ayrıca kampa üç gün kala kaymakamlık tarafından kamp alanının hiç bir gerekçe gösterilmeden Kuzey Ormanları Savunması’na yasaklanması da protesto edildi.
“Yasaklansa da engellense de kuzey ormanları savunulacak”
Eylem sonrası kamp için İğneada’ya 14 km uzaklıkta Beğendik Köyü sahiline geçilirken doğayla iç içe etkinlikler yapıldı. Marmara’nın dört bir yanından gelenler yağmaya ve talana karşı mücadeleyi kampta düzenlenen forumda tartıştı.
Kuzey Ormanları Savunması adına forumda konuşan Başar Alipaça, çevre tehlikesinin sadece mega projelerle sınırlı olmadığını, İğneada’dan Ağva’ya, Yalova’ya kadar tüm Marmara’nın ve doğasının büyük bir tehdit altında olduğunu belirtti. Başar Alipaça, kampın engellenmeye çalışıldığını ancak yaşam savunucularının “İğneada uzak” demeden verdiği destekle önemli bir irade gösterildiğini söyledi. Başar Alipaça “Bugün İstanbul’un içinde kaldığı için kuzey ormanlarından koparılmak istenen Fatih Ormanı da aynı tehdit altında, yapılaşmaya açılarak sermayenin oyun alanına çevrilmeye çalışılıyor. Bizler buna izin vermeyeceğiz, Fatih Ormanı’nı koruyacağız. Biz bu yola Gezi’den çıktık, biz bu yola her yer Taksim her yer direniş diyerek çıktık” dedi.
Forum sonrası Demirköylü bir yaşam savunucusunun gaydasıyla eşlik ettiği müzik etkinliği yapıldı.
Kamp, mücadelenin sürdürüleceği sözüyle tamamlanırken, yaşam savunucuları 6 Temmuz’da Longoz Ormanları’nda yapılan doğa gezisinden sonra İğneada’dan ayrıldı.
politeknik.org.tr












