Alternatif Vardır ve Yaratmak Bize Kalmıştır – Kemal Yılmaz (Sendika.Org)

“Alternatif: gökyüzünün en parlak yıldızı dahi olsa
Üzerini kaplayan toz, sis ve dumanlardan artık şuaları fark edilemeyecek hale gelmişse
Ve bunları üzerinden kaldırmak için tüm çabalar sonuç vermemişse
Artık ‘kaydırıp o yıldızı’, kendi gökyüzümüze yeni bir yıldız koymaktır”(*)

Sermaye sınıfının ve onun besleme şakşakçılarının televizyonlarda, gazetelerde ve hemen her platformda sıkıştıklarında “iyi ama bu iktidarın alternatifi yok” demeleri anlaşılır bir şey.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde eşi görülmemiş bir saldırganlıkla ve hırsla kamu mallarının yağmalanmasını bu iktidardan daha iyi yapabilecek bir alternatif var mı?

Ormanları, tarım alanlarını, akarsuları, sahilleri, SİT alanlarını hangi iktidar sermayeye daha iyi sunabilir?

Milyonlarca genç ve eğitimli işsizi varken ve ülke toprakları bakımsızlıktan, ilgisizlikten çölleşmeye yüz tutmuşken köylüye, çiftçiye çalışmama primi verip etini ekmeğini dışardan satın aldırtacak başkaca bir hilekâr bulunabilir mi?

Hangi iktidar kentleri vahşi bir rant alanına dönüştürebilir? Yolları, köprüleri, halkın içme sularını satabilir?

Köylünün tarlasındaki kuyuya su sayacı takmak kimin aklına gelebilir?

En temel insan haklarını kim daha iyi piyasaya sunabilir?

Hangi iktidar mal ve hizmet fiyatlarını serbest bırakırken emeğe bu kadar asgari ücret belirleyebilir?

Hangi iktidar kendi insanını jetlerle bombalayıp “kazaen” raporu düzenleyebilir?

İş kazalarında ölen binlerce işçi için tek bir patron duydunuz mu hapse tıkılan?

Halkın hiçbir kesiminin gerçek özgürlüğünü tanımayarak her an birbirine  Alevi, Sünni, Kürt, Türk diye kin ve nefretle saldırmaya hazır bir toplum oluşturabilecek başka iktidar düşünülebilir mi?

Bilim ve teknolojinin baş döndüren gelişmesini algılayamayıp okullarında ortaçağ hurafelerini temel eğitim haline kim daha iyi getirebilir?

Hangi iktidar kendinden olmayanı gaz bombalarıyla böcek gibi ilaçladıktan sonra bunları halka mazur, makul ve mantıklı gösterebilecek “yazar, çizer, bilim insanı” üretebilir?

Halk oylamasıyla kuzuları bağlayıp kurtları serbest bırakabilme yeteneği kimde var?

Tüm bu soygun, zulüm ve sömürüyü türlü çeşitli yalanlarla “reform, dönüşüm, gelişim” diye yutturup oylarını arttırabilecek başkaca bir iktidar olabilir mi?

Kim ölülere oy kullandırtma sahtekârlığını aklına getirebilir?

Daha iyi yapabileceklerini iddia eden ana, baba, yavru muhalefet olsa da malın sahipleri buna inanmamaktadır.

Sözüm bunlara değil elbette.

Onlar bilerek ve isteyerek bir alternatifsizlik algısı yaratmaya çabalamaktadır.

Sorunum kimi ilerici devrimci insanlarımızın da bu yalan rüzgârının etkisiyle “Bugün için alternatifleri yok” türünden kelam etmeleridir.

Bugünkü yaşam biçimine alternatifimiz olduğu halde iktidarın alternatifsizliğini seyrek de olsa dillendirmek, içsel bir özgüven eksikliğini yansıtabilir, halk da güvensizliği derhal anlar. Bu durum devrimcilerin de mücadele için yeterli enerjiyi üretmesini engelleyebilir.

Emperyalistlerin ve onların işbirlikçilerinin geçmişte yaratılan Fatsa örneğinden, cezaevi komünlerinden ve Tekel işçi direnişindeki tarihi dayanışmalardan nasıl uykuları kaçmışsa Gezi Parkı ve Taksim direnişinde filizlenen insanlığın en büyük özlemi olan özgürlük, eşitlik ve kardeşlik temelindeki alternatif yaşamın halk tarafından anlaşılması varlıklarına en büyük tehdittir.

Alternatif vardır ve yaratmak bize kalmıştır.

Şimdi daha fazla Kuğulu, daha fazla Taksim, daha fazla Fatsa.

(*)Antoloji.com-chiron.