Atatürk Orman Çiftliği imar planlarını 5. idare mahkemesinin iptal etmesinin ardından, Ankara Bulvarı, Ankapark ve Erdoğan’ın Sarayı’nın hukuksuzluğu bir kez daha açığa çıkmış oldu. Bu hukuksuzluğu örtbas etmek için Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek bir kez daha sahnede yerini aldı. Melih Gökçek bağlantı yolları da dahil olmak üzere Ankara Bulvarı’nı kapatarak Ankara halkına trafik çilesi çektirmeyi planladı, bu vesile ile meslek odalarını karalama kampanyası başlattı. Gökçek Ankapark ve Saray’ı gündemine bile almadı.
Şehir Plancıları Odası, AOÇ imar planlarına karşı yaşanabilir kent mücadelesi veren meslek odalarından biri. Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Emre Sevim’e AOÇ’yle, imar planlarıyla, Melih Gökçek’in oyunlarıyla ilgili sorularımızı yönelttik.
Politeknik: Atatürk Orman Çiftliği’nın (AOÇ) imara açılmasına karşı mücadeleniz imar planlarının çıktığı 2007 yılında başladı. AOÇ’nin Ankara için önemine değinerek AOÇ imar planlarını kısaca anlatır mısınız?
ŞPO Ankara Şubesi YK Başkanı Emre Sevim: Atatürk Orman Çiftliği Ankara ve Türkiye için çok önemli bir proje olarak ortaya çıkmıştır. Genç cumhuriyetle birlikte tarımsal Ar-Ge çalışmaları yürütmek AOÇ’nin ana kuruluş hedefiydi. Bu hedefe meyve suyu, bira, şarap, süt, traktör fabrikası gibi sınai parçalarıyla tarım ve sanayiyi bütünleştirme; Bira Parkı, Marmara ve Karadeniz havuzları ve hayvanat bahçesi gibi parçalarıyla yeni bir kamusallık yaratma hedefleri eklenmişti. Fakat maalesef ki AOÇ’nin bu devrimci hedefleri yıllar içinde terk edildi, AOÇ arazileri hızla talan edilmeye başladı. Bu talan edilme süreci öncelikle kamu kurumlarının AOÇ arazilerinden parçalar koparmasıyla başladı. Sonraları çeşitli özelleştirme süreçleriyle devam etti. 1980 faşist darbesi sonrasında TSK Gazi Ordu Evi, Fişek Fabrikası gibi tesisleriyle buraya yerleşti. Son olarak da 2006 sonrası AOÇ arazileri üzerinde plan yapma yetkisinin Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne verilmesi ile birlikte ortaya çıkan 2007 ve 2010 planlarıyla KaçAk Saray, Ankapark ve Ankara Bulvarı gibi ciddi tehditlerle AOÇ’nin bütünlüğü tamamen bozuldu ve git gide niteliğinden uzaklaşan bir hal aldı.
AOÇ ilk hedeflerinden ne kadar uzaklaştırılmış olsa da Ankara için hala önem arz eden bir alan. AOÇ; hızla beton yığınına dönen Ankara’ya büyük bir açık yeşil alan arzı sunuyor. Rahmetli Raci Bademli hocamız bir yazısında Ankara’ya yeşil alan tedarik eden üç önemli unsur olduğunu belirtmektedir. Bunlar; gecekondu mahalleleri, ODTÜ, Hacettepe, Bilkent gibi üniversitelerin ve AOÇ’nin ağaçlandırdığı alanlar ile TSK Ormanları. 2000 sonrası vahşi kentsel dönüşüm süreçleri ile gecekondu mahallelerimizi kaybettik ve bu mahallelerin olduğu eski yeşil bölgeler bugün dev beton yığınları halini aldılar. ODTÜ ve AOÇ ormanları ise açık tehdit altında. Bu açık yeşil alan arzı dışında AOÇ, Ankara’nın batı koridoru boyunca ilerleyen bir hat oluşturmasıyla altyapı için de uygun alan sunuyor. Bugün AOÇ, Ankara Banliyösü, pis su hattı, ana elektrik dağıtım hatları gibi kentsel altyapı parçalarına ev sahipliği yapıyor. Yani özetle AOÇ Ankara’nın daha yaşanabilir bir kent olması için roller üstlenmeye hazır ve nazırdır.
Politeknik: Meslek odalarının ısrarlı mücadeleleri mahkemenin 3 Ağustos 2015’te verdiği kararla sonuç verdi diyebiliriz. Fakat hemen bu kararın ardından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek bir takım planları devreye soktu. Melih Gökçek ne yaptı?
Emre Sevim: AOÇ’de yürüttüğümüz hukuki mücadelede 3 Ağustos’tan önce de defalarca yargı tarafından haklı görülmüş ve lehimize kararlar çıkmıştı. Fakat bu süreçte her defasında aynı senaryoyla karşılaştık, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Saray ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütün bu hukuksuzluğu meşrulaştırmak için defalarca yeni planlar yaparak, yeni kararlar alarak yargı kararlarını pas geçme yöntemini kullandılar. Hukukla adeta alay ettiler. Son süreçte Melih Gökçek farklı bir yöntemle karşımıza çıktı. “Yargı kararını uyguluyorum” diyerek Ankara Bulvarı’nı kapatma ve bu kapatmaya TMMOB’a bağlı Çevre Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, Peyzaj Mimarları Odası, Şehir Plancıları Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası’nın sebep olduğunu duyurma yönünde Belediye Meclisi’nden karar çıkarttı ve dedi ki; “Yolun kapatılmaması için vatandaşlar bizim aldığımız karara dava açsınlar”. Ne kadar komik bir senaryo yürütüldüğünü anlamak için bu cümleye bakmak yeterli, zira belediye kendi aldığı meclis kararını iptal edebilecek yetkiye sahipken olayı şova dökme amacıyla böyle bir çağrı yaptı. Buradaki çalışmanın hedefi meslek odalarını toplum nezdinde suçlu göstererek anti-propaganda yapmak ve kendine de bu popülist siyaset üzerinden Türkiye gündeminde yer açmak idi. Sırf bu hedeflere ulaşmak için Sayın Gökçek, yargı kararına göre kapatılmasına gerek olmayan; Etimesgut-Eskişehir Yolu, Çiftlik Kavşağı-Gazi Mahallesi, AOÇ-Beştepe bağlantıları ile Güvercinlik Caddesi’ni trafiğe kapatarak halka zulmetti. Zira kendisi de pekala biliyordu ki sadece Ankara Bulvarı’nı kapatması trafikte aşırı bir sıkışıklık yaratmayacak ve meslek odalarına yönelik yeterince toplumsal tepki yaratamayacaktı, hatta odaların haklılığı ispatlanmış olacaktı
Politeknik: Melih Gökçek’in hedef gösterdiği yönetim kurulu üyeleri arasında siz de yer alıyorsunuz? Neler yaşadığınız anlatır mısınız?
Emre Sevim: Sayın Gökçek direkt olarak Odamızı hem afişler, reklam tabelaları aracılığıyla hem de sosyal medya aracılığıyla defalarca hedef gösterdi. Sosyal medya hesaplarımdan kişisel fotoğraflarıma ulaşarak, bu fotoğrafları kendi hesaplarından paylaştı, cinsiyetçi karalamalarda, imalarda bulundu. Bütün bunların sonrasında da katıldığımız radyo programında bizim meseleyi kişisel ele aldığımızı, derdimizin kendisiyle olduğunu söyledi. Halbuki biz kurumsal yapımızla mücadele yürütürken kişiler üzeriden saldıran kendisiydi.
Politeknik: Ankara Bulvarı’nın kapatılmasıyla başlayan oyunları izledik birlikte. İptal kararında yer alan Ankapark’dan ya da Edoğan’ın KaçAk Sarayı’ndan bahseden yok. Tüm bu kirli oyunlar Erdoğan’ın sarayını savunmanın bir yolu mu ayrıca? Ne dersiniz?
Emre Sevim: Bu planın iptal olmasıyla KaçAk Saray’ın da Ankapark’ın da işleme tabi tutulması gerekiyorken herhangi bir işlem yapılmadı. Ankara Bulvarı halkın kullanmaya başladığı bir kent parçası olduğu için Melih Gökçek toplumsal tepkinin buradan yaratılması gerektiğini biliyordu. Biz buna karşın dedik ki mahkeme kararını uygulamanın yöntemi bu değildir. Yolu sök, KaçAk Saray’ı mühürle ve Ankapark’taki oyuncaklarınla vedalaş. Halk mağdur oluyor yolu kapatma deseydik; “Bunların derdi sadece sarayla, madem mahkeme kararlarının uygulanmasını istemiyorsunuz Saray hakkında da konuşmayın.” şeklinde propaganda yürütmesi muhtemeldi.
Politeknik: AOÇ mücadelesi bundan sonra nasıl devam edecek?
Emre Sevim: AOÇ mücadelesi bundan sonra da hukuki zeminde ve toplumsal muhalefet zemininde sürmeye devam edecek. Bildiklerimizi halka anlatmaya bu muhalefeti büyütmeye AOÇ’nin bugün tohum ihtiyacının %85’ini ithal kısır tohumlardan karşılayan Türkiye’nin içinde bulunduğu bağlılıktan AOÇ sayesinde kurtulabileceğini vurgulamaya devam edeceğiz.
politeknik.org.tr





