İstanbul Kalkınma Ajansı çalışanları toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde mutabakata varılamadığı için 16 Mart’ta başlattıkları grevlerini, anlaşma sağlanması üzerine 18 Mart’ta sonlandırdılar.
Plazaların önünde görmeye pek alışkın olmadığımız karelerden biriyle karşılaştık 16 Mart’ta: davullu zurnalı grev halayı çeken beyaz yakalılar. Kalkınma Bakanlığı’na bağlı 26 kalkınma ajansından biri olan İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) çalışanları 16 Mart’ta grev başlattıklarını açıkladılar.
Aslı Silahdaroğlu

Diğer bir önemli sebep ise destek personeli olarak çalışanların durumlarından memnun olmamaları.
Meliha Türk

Vesile Aliş
İSTKA çalışanları ücretlerdeki dengesizlikler, zam alamama, sosyal hakları edinememe, izinlerle ilgili problemler, mesai saatlerinin uzunluğu gibi sorunların çözülememesi üzerine Türk-İş’e bağlı Koop-İş Sendikası’na üye olmuşlar ve haklarını sendikal yollarla aramaya karar vermişler. İSTKA’da uzman olarak çalışan Vesile Aliş grev yapmak gibi bir 

Grev yapmaya karar verdiklerini açıkladıklarında işverenin, işveren sendikasının hatta kendi sendikalarının bile bunu gerçekleştireceklerine pek inançları olmadığını söylüyor Aslı Silahdaroğlu. “Biz bu anlamda çok büyük bir ön yargıyı yıktık. Biz de şaşkınız aslında. Kendi gücümüzü sahada anladık” diye ekliyor.
“Topuklu ayakkabıyla da grev yapılır”
Betül Celep
Greve çıkarken özellikle topuklu ayakkabı giyen Uzman Betül Celep, bunun sebebini şu şekilde açıklıyor: “Biz beyaz yakalıyız, plazada çalışıyoruz. Mavi yakalı işçilerden daha farklı bir imaj yaratıyor olabiliriz ama bunu farklı bir noktaya çekebilmek için inatla topuklu ayakkabı giydim ben. Çünkü ‘Topuklu ayakkabıyla da grev yapılır’ mesajını vermek istedim.” Ayrıca Twitter’da da “Topuklu ayakkabılarımızla, takım elbiselerimizle, fabrikalardan plazalara taşıdığımız grevimizde ikinci gün” yazarak bu mesajı daha çok kişiye iletmeye çalıştıklarını söylüyor Celep.
İSTKA çalışanları greve çıktıklarını açıkladıklarında iyi maaşları ve mevkileri sebebiyle internetteki bazı platformlarda olumsuz tepkiler aldılar. Bu durumun tahmin ettikleri bir şey olduğunu söylüyor Betül Celep. “Biz bu işin; maaşın miktarından çok adaletsizlikle ilgili olduğunu, beyaz yakalısı mavi yakalısı fark etmez bunu bütün işçilerin yaşadığını anlatmak istedik. Biz hepimiz işçiyiz, iş kanununa bağlıyız. Biz üniversite bitirmiş işçileriz belki, sizlerden daha yüksek maaş alıyoruz doğrudur. Biz belki yurt dışına gittik, yüksek lisans yaptık ama bizim iş yerimizde de işçilere uygulanan adaletsizlikler mevcut. Bölücü olan söylemi seçmenin hiçbir anlamı yok” diyor Celep.


İSTKA çalışanları grevlerinin ilk günündelerken; üst düzey yetkililer masa başında oturmuşlar, oturmayanlarla da telefonla iletişime geçilmiş ve bir mutabakat sağlanmış. Bu ücret eşitsizliğini çözeceğine dair İstanbul Valisi Vasip Şahin’den bir söz alınmış. Buna istinaden de Türk-İş, Koop-İş, TÜHİS bir mütabakata varmış. Yine de ertesi güne kadar grevi bırakmadıklarını ve ertesi gün de toplu iş sözleşmesi imzaladıklarını belirtiyor Aslı Silahdaroğlu. Buna rağmen henüz tam olarak rahatlamış halde olmadıklarını söyleyen Silahdaroğlu, “Şu an fiilen bizim hayatımızı zorlaştıran şeyler çözüldü fakat ücret eşitsizliğiyle ilgili durum nisanda tekrar yapılacak olan müzakereler sonucu netlik kazanacak” diyor.
Sözlerini şöyle noktalıyor Aslı Silahdaroğlu: “Bir toplu iş sözleşmesi imzalamış olmak, maaşlarda bir eşitlik sağlamış olmak o mücadelenin bittiği anlamına gelmiyor. Eğer siz arkasında durmazsanız haklarınızı ihlal etmek isteyen birileri mutlaka olur. Biz her zaman tetikte olacağız ama bundan sonra kendimizi daha güçlü hissediyoruz.”




