Kobane için onbinlerce insan sokaklara dökülür, çevik polis halkın ‘coğrafi konumu’na göre mermi, gaz ve su sıkar, insanlar birbirini gırtlaklar hale gelirken…
Yeni Türkiye, OHAL günlerine ışınlanırken…
Türkiye’nin bir bölümü -ki AKP ile CHP, MHP ve Cemaat’çilerin ortaklaştığı, Kürt düşmanı bir küme bu- yakılan, yıkılan otobüsleri, bankamatikleri, sokakları, molotofları dert ediyor.
IŞİD sınırda, senin derdin ne?
Öte yandan IŞİD, kelle kese kese Carablus’tan Rakka’ya, Velid’den Felluce’ye, Musul’dan Kobane’ye kadar geldi.
Kutsanan sınır hattına bakın: Kobane de giderse IŞİD’le komşuluğumuz iyice gelişecek!
Hıristiyan, Türkmen, Ermeni, Batılı, Kürt, Ezidi kısacası cihatçı grubun ‘İslam’ tanımına uymayan herkesi IŞİD kesti, biçti, yağmaladı, tecavüz etti.
Kobane günlerdir kuşatma altında, yalnızca YPG direniyor. O da suç oldu!
Kürtlerin çoğunluğu mücadeleye destek için sınıra yığılırken Türkiye devleti, savaştan kaçanlar dahil, insanlara gaz attı.
Vandal, akılsız ya da maşa
‘Barış süreci’ ve Suriye politikası o kadar kötü yönetildi ki olacağı buydu… Kobane’de savaş şiddetlendikçe öfke ve tepki de büyüdü.
Pazartesiden itibaren sokaklara taşan gösteriler yayıldı, gerçek mermiler sıkılmaya başladı ve işler kontrolden çıktı.
Atatürk büstü de tahrip edildi, otobüs de. Hatta Kuran’ın yakıldığı görüntüler bile servis edildi (Sonra odatv bu görüntüyü sildi).
Bunları her kim yaptıysa, şüphesiz ya vandal, ya akılsız ya da provokatör. Ancak bunun faturasını tüm Kürtlere ve Kobane için sokağa çıkan herkese kesmek yanlış.
Polis ‘Yaşasın IŞİD’ derse
Bir de şunu sormak lazım: Yahu, oturma eylemini bile anonssuz gazlayan, her eylemde TOMA’lı-akrepli dikilen, istediğinde vatandaşını indiriveren, balkonara bile gaz bombası atan bir polis var…
Nasıl oluyor da bunlar engelle(ne)miyor?
Sakın Sultangazi’de, HDP merkezinin bir takım grupların ablukasına alındığında olduğu gibi, olayı seyrediyor hatta destek veriyor olmasınlar?
‘Yaşasın IŞİD’ diye bağırabilen memurlar olduğuna göre, kimbilir…
Her şey satılırken neredeydin?
Varsa yoksa ‘Kamu malına zarar veriyor, yakıp yıkıyorlar’ diye düşmanlık ve nefret söylemini hortlatmak kolay.
Peki sen kamu malına ne zaman ve nasıl sahip çıktın?
O kadar milletine, malına düşkünsün… Acaba ülkenin suyu, toprağı, ormanı, sahili, madeni parsel parsel satılırken sen ne yaptın?
Toplu ve acele ‘kamulaştırma’ kararları torba torba geçerken vekilin Meclis’te ne yapıyordu?
Paralar ayakkabı kutuları, elbise torbaları, çikolata kutularında el değiştirip stoklanırken; Halkbank’tan Reza Zarrab’a, devlette babadan oğula uzanan yolsuzluk skandallarının üzeri örtülürken gıkın çıkmadı!
Batan geminin son malları satılık
Şimdi kamu malı diyorsun ya, bravo! Ne dürüstlük, ahlak, iman abidesiymişsin…
Malum… ‘Yeni’ Türkiye devleti, son olarak ülkenin elektrik santrallerinden tarihi tren garına, şeker fabrikalarından otoyol ve köprülere, özelleştirmeden şimdiye kadar kurtulmuş olan her şeyini satacağını açıkladı.
Son 10 yılda özelleştirmeden 49 milyar dolarlık gelir elde edilmiş. Bu gelirin ne kadarı, nereye harcandı acaba?
2014’te yapılacak özelleştirmelerle 7 milyar daha ‘kazanacak’ devlet. Spor toto, gayrı menkuller, Eti Maden’e ait sülfirik asit fabrikaları, at yarışları… Hepsini sat, kazan!
Gelinen noktada, sanırım en ateşli serbest pazar ekonomisi savunucularının bile nutku tutuldu.
Soma’yı ne çabuk unuttun
Sorun özelleştirmenin kendisinden çok, nasıl yapıldığında: İhaleler şeffaf değil, yandaşlık almış başını gitmiş, fiyat politikasından işçi güvenliğine, her şey özel şirketlerin eline bırakılacak…
Eğitim bitirildi, sağlıkta da üniversite ve devlet hastaneleri peyderpey satılıyor.
Özelleştirmenin en taze faciası Soma’da yaşandı…
301 insanın ölümü, Soma Holding’e faturalanmadı mı? Peki TKİ neredeydi, neden denetim yapılmadı soruları havada kalmadı mı? Nice iş cinayeti, tekrar tekrar işlenmiyor mu?
İnsan satışı ne zaman?
Ne güzel dünya bu ya! Hem din, millet, vatan, kamu malı tantanası yapacaksın, hem çatır çatır her şey satılırken, insanlar beşer onar ölürken, gıkını çıkarmayacaksın.
Hayır bu gidişle insandan başka satacak bir şey de kalmayacak. ‘Ekonomi canlansın, paracıklar cebimde kalsın’ diye diye ona da göz yumar, hiçbir suçluluk duymazsınız, öyle değil mi?




