Sayın TMMOB Yönetim Kurulu üyeleri,
AKP’nin teoliberal (gerici-neoliberal) saldırı politikalarının tüm yaşam alanlarını kuşattığı bir dönemde, örgütümüz TMMOB de, beklendiği üzere, payına düşenleri alıyor. Beklendiği üzere diyoruz çünkü, bizler ve TMMOB içinde birçok kesim, TMMOB’nin emekten halktan yana niteliğini ortadan kaldıracak bir müdahalenin gelebileceğini, çeşitli ortamlarda sözlü ve yazılı olarak, defalarca dillendirdik.
TMMOB’ye iktidarın saldırısının somut adımı, bilindiği gibi, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yeniden yapılandırılan bakanlıklar üzerinden gelişti. Bu saldırı; ilgili bakanlıklar eli ile yürütülen program çerçevesinde örgütümüzü neoliberal dönüşüm ile uyumlu bir yapı haline getrmekten başka da bir amaç taşımıyor.
Aslında neoliberalizmin mühendislik alanlarına, mühendislik bilgisi ve emeği üzerine saldırıları karşısında TMMOB, neoliberalizme topyekün bir karşı çıkış yerine, onunla belli alanlarda zaten bir uyum göstermiş idi. Bu uyum konusunda yetkili/yetkin/uzman mühendislik ve kamusal denetimin piyasalaşması konusundaki takındığı tutumlar, iki uç örneği oluşturuyor.
Mühendis emeğinin niteliksizleştirilerek güvencesizleştirilmesi ve yoğun emek sömürüsüne tabi tutulmasının önemli adımlarından biri olan yetkili/uzman/yetkin mühendis uygulamalarıydı. Bu uygulamalar, neoliberalizmin özel bir saldırısı olarak mühendis emeği üzerinde piyasa tarafından hayata geçirilirken, TMMOB ise bu alana inşaat sektörü ile ilişkilendirilen tüm alanların uzman/yetkili/yetkinlik belgelendirmelerini bilfiil kendisi düzenleyerek dahil oldu. Bugün gelinen noktada AKP, bu uygulamaların hayata geçirilmesi ile yetinmiyor; Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün meslek sicillerini, yetkinlik belgelerini tutma ve belgelendirme işlemlerini yapmak olarak tanımladığı görevleri ile bizzat kendi kurumsal mekanizmaları ile hayata geçireceğini de ifade etmiş oluyor.
Diğer yandan, TMMOB birimleri, “kamusal denetim” yaptıkları iddiasıyla, yaptırım yetkilerinden ve bütüncüllüğünden arındırılmış olan bir denetim anlayışının uygulayıcısı haline geldi. Bunun sonucunda, pek çok odanın bütçesinin ağırlıklı kısmını bu ve benzeri hizmet kalemleri oluşturdu. Güçlü örgüt ile parası olan örgüt kavramlarının ters-düz edildiği bir anlayış ile gelir elde edilen işler, örgütlerimizin öncelikli işleri haline getirildi. TMMOB, kategorik olarak, denetim yapan piyasa şirketleri ile eşit konumda bir aktör görünümyle, denetimin piyasalaşmasının meşrulaştırılması yoluna taş döşemiş oldu. İktidarın iki dudağı arasında olan hizmet üretim alanları, TMMOB’nin elinden alınarak, zaten piyasaya açılmış olan bu alanların, tamamen piyasanın insafına bırakılması hedeflenmektedir.
Denetimlerin piyasalaştırılmasına dair atılan bu adımlar bizleri halkın can güvenliğinin piyasaya bırakılarak yok sayılması açısından ilgilendirirken, TMMOB’ de tartışma gelir kaynaklarının azalması durumunda alınacak önlemlere odaklanmış durumdadır.
Saldırının içeriği politik bütünlüğünden kopartılarak “gelirlere” daraltılınca, saldırı karşısındaki önlemler de buna göre belirlenmeye başlandı. Saldırının karşısında yapılan görev dağılımında; oda çalışanlarına gelirleri arttırmak düşerken; yönetimlere de, Oda çalışanlarının kıdem tazminatını hesaplayarak, garanti altına almak düştü. Burada sorun, oda çalışanlarının kıdem tazminatlarının hesaplanması değildir. TMMOB çalışanları da dahil olmak üzere tüm meslektaşlarımızın grevli sendikalı toplusözleşme ve ekonomik sosyal haklarının savunucusuyuz. Sorun, oda çalışanı meslektaşlarımızın da doğal olarak içinde yer aldığı topyekün bir mücadele hattı ortaya çıkarılmadan, tazminatların temel sorun olarak gösterilmesidir.
Üniversite sınavlarına giren ve mühendislik bölümlerini tercih etmeyi düşünen gençlere verilen “akredite olmuş üniversite ve mühendislik bölümlerinin tercih edilmesi” tavsiyesi ise neoliberalizm ile uyumda geldiğimiz son noktayı gözler önüne serdi.
Bu örnekler konuyu fazla uçlaştırsa da, ne yazık ki AKP’nin yeni dönemine ilişkin sürdürdüğü faşist ve sömürgen politikalarına karşı yapılacakların -ve TMMOB içerisinde tartışma düzleminin – gerçek ipuçlarını oluşturuyor.
Örgüt yöneticileri tarafından gelir kalemlerindeki azalmaya karşı alınacak önlemler dışında, bir mücadele programı açıklaması ise hala yapılmadı. Örgütün ezici çoğunluğunu oluşturan ücretli mühendis, mimar, şehir plancıların da kapsanamayarak, örgüte yabancılaşmış olması, doğrudan üye inisiyatifiyle gelişecek bir direniş olasılığını da azaltmaktadır.
Tablonun, vahametinden hareketle biz de Politeknik üyeleri olarak içerisinde yer aldığımız TMMOB’ye ve – uzun dönemdir aynı kesimin ağırlıklı olarak içinde temsil edildiği- siz TMMOB yönetim kuruluna; sürece ilişkin görüş ve önerilerimizi bu açık mektubumuzla iletmek istedik.
Sayın Yönetim Kurulu Üyeleri;
Öncelikli olarak AKP’nin hükümet olmanın da ötesinde kurumsallaşarak sürdürdüğü neoliberal politikalar, bütünlüklü bir programın parçası olarak ilerliyor. Bu sebeple KHK’lar ile yetkileri yeniden yapılandırılmış bakanlıklar, meslek odalarını zapturapt altına almanın ötesinde planlar içermektedir.
AKP’nin iktidar dönemi boyunca eğitim, sağlık, barınma, su, enerji, ulaşım, gıda gibi sıralayabileceğimiz kamusal alanlarda piyasalaştırma uygulamaları, emek alanında güvencesiz çalıştırma biçimlerinin yaygınlaştırılmasıyla paralel olarak ilerledi. Geldiğimiz son aşamada bu uygulamalar, AKP’nin sürdürdüğü politikalara karşı olan herkesin, bu döneme özgü faşist uygulamalarla (baskı ve zor aygıtlarıyla) karşılaşabileceğini gösteriyor. AKP’nin sindirmeye, susturmaya ve yok etmeye dönük saldırıları, muhalefete ve özellikle hak mücadelelerine dönük olarak yoğunlaşıyor. Yoğunlaşan bu saldırılar, neoliberal programın derinleştirildiği düzenlemeler eşliğinde sürüyor. Bu derinleşme, suların, ormanların, toprakların gasp edilmesi ve talanı, kentlerdeki rant politikalarının hiçbir engele takılmaksızın hızla sürmesi, kamusal alandaki piyasalaştırmanın tamama erdirilmesi, güvencesizliğin emek alanının bütününü kapsaması olarak gerçekleşiyor. Tüm bu saldırılar, sermaye birikimini arttıracak model kurmaya dönük olarak işletiliyor. Anayasa değişiklikleri, torba yasalar, KHK’lar da bu düzenlemelerin yasal dayanaklarını oluşturmak üzere kurgulanıyor.
Özetle AKP gericilikte ve piyasacılıkta “ustalık” dönemine girerken hükümet olmanın ötesinde iktidar olmayı ‘başarmıştır’ ve iktidarını derinleştirmek için neoliberal dönüşüm programını ve büyük oranda kapsadığı devlet organları ile baskıları kurumsallaştırmayı devam ettirecektir.
Elbette ki AKP’nin bu dönem planları arasında emek ve meslek örgütlerinin, başka bir ifade ile demokratik kitle örgütlerinin de neoliberal programa uygun hale dönüştürülmesi, önemli bir hamle olarak duruyor. Bu hamle, öncelikle bütün bu saldırıyı görmeden, bütüne dönük bir mücadele hattı örmeden bertaraf edilemez. İkinci olarak ise örgütlerimizde bu neoliberal dönüşümü kolaylaştıracak zaaflardan arınacak bir yeniden yapılandırmaya gitmek gelmektedir.
Sayın Yönetim Kurulu Üyeleri;
Bu doğrultuda, TMMOB’de bugünden yarına derhal başlanması gereken yapılandırmaya ilişkin önerilerimizi sıralayacak olursak;
• TMMOB, bu döneme asıl olarak örgütsel yenilenmeyi amaçlayarak girmelidir.
• AKP’nin gerici, neoliberal siyasi çizgisine karşı bütüncül bir mücadele anlayışı ile hareket edilmeli; diğer ilerici emek ve demokrasi güçleriyle ortak mücadele zeminleri oluşturulmalıdır.
• Üçyüzelli bini aşan üye sayısı ve neredeyse bir o kadar üye olmayan mühendis, mimar topluluğunun potansiyel gücünün bilinciyle, TMMOB’nin mevcut örgütsel mekanizmalarını harekete geçirecek bir örgütlenme programı oluşturulmalıdır. Öncelikle ağırlıklı üye tabanını oluşturan ücretli mühendis, mimar, şehir plabcıları kapsayacak bu programın yürütülebilmesi için, Oda ve şubelerde örgütlenme birimleri kurulmalı, iş yeri temsilcilikleri kurulmalı/harekete geçirilmelidir.
• Neoliberal dönüşümün en büyük adımlarından biri olan emeğin güvencesizleştirilmesi, çok uzun zamandır mühendis, mimar ve şehir plancıları topluluğunu da etkilemektedir. Neoliberal saldırının püskürtülmesinin en dinamik ayağını da güvencesizleşmeye karşı yürütülecek güvenli bir gelecek mücadelesi oluşturacaktadır. TMMOB bu verili tespitten hareketle ücretli üyelerinin çalışma hayatlarında yaşadıkları sorunlara karşı somut talepler üreterek, üyelerinin örgütlülüğünü ve üyelerinden aldığı gücü arttırmalıdır. Güvencesizleşmeye karşı somut taleplerle ve diğer emek örgütleriyle yürütülecek mücadele, aynı zamanda TMMOB’ye üye olmayan ve oranı her geçen gün artan yüzbinlerce meslektaşın TMMOB ile ilişki kurmasını kolaylaştıracaktır.
• TMMOB, demokratik özerk üniversite mücadelesinin aktif bileşeni olarak üniversite gençliğinin yanında yerini almalı, öğrenci komisyonları, üniversitelerin gericileştirilmesine ve piyasalaştırılmasına karşı mücadele mevzilerine dönüştürülmelidir. Eğitimin niteliğinin geliştirilmesi adı altında üniversitelerde denetimi piyasaya havale eden akreditasyon savunusu terk edilmelidir.
• Genç mühendisleri daha fazla sömürü mekanizmalarının içine iten ve onların örgüte yabancılaşmasına katkı koyan, üyeler arasında kast sistemi oluşturarak örgüt ile bağlarını kopartan, piyasacı eğitimin suçunu sisteme değil üyesine yükleyen yetkin vb mühendislik uygulamalarından vazgeçilmelidir.
• TMMOB birimlerinde üye aidatları gelir kalemleri içerisinde en düşük orana sahip başlığı oluşturmaktadır. Gelirlerin çok büyük oranı hizmet üretimlerinden ve belgelendirme faaliyetlerinden sağlanmaktadır. Bu durum ise TMMOB’nin örgütsel mekanizmasını ve kurullarındaki karar alma süreçlerini ‘piyasacılaştıran’, birçok gelir kalemini iktidarın iki dudağı arasına bağlayan en büyük zaafı oluşturmaktadır. Bu zaaftan en kısa zamanda kurtulmak, üst maddelerde tarif ettiğimiz program çerçevesinde, hizmet üretimleri ve belgelendirmeden elde edilen gelirlerin bir plan dahilinde tasfiye edilmesi hedeflenmelidir. Üyeleriyle güçlü bir TMMOB’nin tek gelir kaynağı üye aidatları olmalıdır.
• AKP kamusal denetim alanlarının piyasalaştırılmasını da hedeflemektedir. Aslında, bütünlüğünden koparıldığı ve kamu yaptırımlarından arındırıldığı için gerçek anlamı ile kamusal bir denetim olma niteliği taşımayan denetim işlevinin TMMOB’nin elinden alınması ile piyasalaştırılma süreci tamamlanacaktır. Denetimlerin piyasalaştırılmasına dair atılan bu adım bizleri gelir kaynaklarının azalması açısından değil, halkın can güvenliğinin piyasaya bırakılarak yok sayılması nedeniyle ilgilendirmektedir. TMMOB, denetim alanların piyasalaştırılmasına karşı halkın can güvenliğini önceleyen bütünlüklü ve yaptırım yetkisi ile kuşatılmış gerçek bir kamu denetimini, önemli bir mücadele başlığı olarak öne çıkarmalıdır.
• AKP saldırısının temel çatışma alanlarından birisi de, doğanın metalaştırılması ve kentlerin yağmalanmasına karşı geliştirilen hak mücadeleleridir. TMMOB, içinde barındırdığı 23 disiplinin bilimsel teknik bilgisini hak mücadelelerinin hizmetine sunmalıdır. Üyelerini seferber ederek, örgütsel mekanizmaları ile aktif bir biçimde hak mücadelelerinde yer alarak; halkın ve üyelerinin geleceklerine ve yaşamalarına sahip çıkmalıdır. Bu mücadele, üyelerinin mesleklerini toplumsal sorumlulukla yapmalarını da sağlayacaktır.
• Uygulanacak yapılandırmanın bir parçası olarak, KHK saldırısına karşı da, bir eylem programı planlanmalıdır. Çeşitli dokümanlar oluşturularak, işyeri ziyaretleriyle, kapalı ve açık hava toplantıları, stantlar ve kullanılabilecek her türlü medya aracılığı ile üyeler bilgilendirilmelidir. Yerelliklerden başlayarak, dozu, cüreti ve kitleselliği giderek artan bir eylem programı çıkartılarak, uygulamaya koyulmalıdır. Saldırının bütünselliği, ilerici emek ve meslek örgütlerine ve hak mücadelelerinin yürütücülerine anlatılarak çalışmanın birlikte yürütülmesi sağlanmalıdır.
Önerdiğimiz, mücadele programının en temel özelliği ise sokağı hedef alan, uzlaşmaz, militan ve kararlı bir çizgide uygulanması olmalıdır. Politeknik olarak bu anlayışla TMMOB’de sürdürülecek örgütsel yenilenmenin/mücadele programının kurucu unsurları ve emekçileri olacağımızı bir kez daha ilan ederiz.
Saygılarımızla…




